HİKAYE

Köy Evi

· 51 okunma

Fatma, sabahın ilk ışıklarıyla beraber bahçe kapısının gıcırtısına uyandı. Çarşafın altından sıyrılıp yatağın kenarına oturduğunda, pencerenin önünden geçen silüeti gördü. Uzun boylu, şehir kıyafetli bir adam. Çantasını omzundan bırakıp etrafa bakınırken, Fatma'nın kalbi bir an durdu gibi oldu. Kuzeni Mehmet. Yıllar önce gördüğü, annesiyle İstanbul'a taşınan kuzeni.

Ayağa kalkıp pencereye yaklaştı. Mehmet, bahçe yolunda durmuş, köyün sessizliğini içine çekiyordu. Üzerindeki koyu renk tişört, omuz hatlarını sıkıca sarıyordu. Saçları kısa kesilmişti, sakalları düzensiz uzamıştı. Şehir yorgunluğu yüzünden okunuyordu ama çenesi hâlâ o sert çizgileri taşıyordu.

Fatma, pamuklu geceliğinin düğmelerini aceleyle ilikledi. Aynaya bakmadan merdivenleri indi. Elini kapı koluna götürdüğünde, parmaklarının titrediğini fark etti.

"Mehmet?"

Adam döndü. Gözleri bir an Fatma'nın yüzünde kaldı, sonra aşağı kaydı — omuzlar, bel, geceliğin altından görünen çıplak ayak bilekleri. Hızla geri döndü.

"Fatma. Tanıyamadım bir an." Sesi kalındı, biraz pürüzlü. "Dayanamadım, gelip göreyim dedim. Sen burada yalnız mıydın?"

Fatma kapıyı tamamen açtı. "Yalnızım. Halide teyze komşuya gitti, bir hafta kalacak." Sustu. "Girsenize."

Mehmet eşiği geçti. Yanından geçerken Fatma, üzerindeki tütün ve şehir trafiğinin egzoz kokusunu aldı. Bir de parfüm — hafif, odunsu. Köyde hiç rastlanmayan bir koku.

Mutfğa geçtiler. Fatma semaveri ocğa koydu. İki bardak çay hazırladı. Mehmet, masanın başında oturmuş, ellerini dizlerinin üstünde gezdiriyordu. İçeri girdiğinde Fatma'nın gecelik altından görünen külotunun kenarını gördüğünü biliyordu. Gözlerini kaçırdı, ama bir an görmüştü.

"İstanbul nasıl?" diye sordu Fatma, bardakları masaya bırakırken.

"Yorucu." Mehmet çayı kaldırdı. "Köy sakin geliyor. Sen nasıl geçiniyorsun burada?"

"Alışıyorum." Fatma karşısına oturdu. Geceliğinin dizlerine kadar açıldı; dizleri masanın altında görünüyordu. Mehmet'in gözleri bir an orada kaldı.

Konuşmaları ilerledikçe Fatma, Mehmet'in bakışlarının sürekli olarak göğüslerine kaydığını fark etti. Geceliğin kumaşı inceydi; sütyen giymeden indiğini şimdi hatırladı. Memelerinin uçları kumaşın altından belli oluyordu. Ellerini göğsüne götürdü, sonra vazgeçti. Bu hareketi daha da dikkat çekmiş olabilirdi.

Mehmet öksürdü. "Yatak nerede? Yorgunum, biraz uzanayım."

Fatma ayağa kalktı. "Halide teyzenin odasında yatak var. Benimki küçük, sığmaz."

Odaya geçtiler. Geniş, tahta zeminli bir oda. Yatak ortada, beyaz çarşaflarla örtülü. Mehmet çantasını yere bıraktı, tişörtünü çıkardı. Göğüs kasları belirgindi, karın kasları düzgün sıralar halinde iniyordu. Fatma dönüp gitmek için adım attı.

"Fatma."

Durdu. Döndü. Mehmet onun karşısındaydı, sadece pantolonla. Gözleri yine aşağı kaydı — geceliğin açık kalan kısmından görünen göğüsünün yan tarafı.

"Biraz otursana. Konuşalım."

Fatma yatağın kenarına oturdu. Mehmet yanına geçti. Aralarında bir karış mesafe vardı. Adamın bedeninden gelen sıcaklık, Fatma'nın koluna kadar ulaşıyordu.

"Çocukluğu hatırlıyor musun?" dedi Mehmet. "Bu köyde koşturduğumuzu. Derede yıkandığımızı."

"Hatırlıyorum." Fatma'nın sesi kısık çıktı.

Mehmet elini yatağın üstüne koydu. Fatma'nın uyluğuna birkaç santim kala. "O zamanlar seni izlerdim. Banyo yaparken, nehirde. Erkeklerin seni izlediğini biliyor muydun?"

Fatma yutkundu. "Hayır."

"Seni izlerdim." Mehmet'in eli bir santim ilerledi. Parmağı, geceliğin kumaşına değdi. "Kuzenim olduğum için kötü hissetmiyordum. Doğal geliyordu."

Fatma kıpırdamadı. Nefesi sıklaştı. "Mehmet..."

"Kötü mü ediyorum?"

"Hayır." Kelime ağzından çıktı ve Fatma, bunun bir davet olduğunu biliyordu.

Mehmet elini uyluğuna koydu. Avucu sıcaktı, nasırları Fatma'nın tenine batıyordu. Parmaklarını yavaşça içeri doğru kaydırdı. Geceliğin kumaşını ittiğinde, Fatma'nın külotunun kenarına ulaştı.

Fatma, gözlerini kapattı. Başını geriye attı. Mehmet'in dudakları boynuna değdi. Islak, sıcak bir öpücük. Dudakları köprücük kemiğine kadar kaydı. Geceliğin düğmelerini tek tek açtı. Memeleri ortaya çıktığında, Mehmet bir an durdu. Sonra eğildi, ağzına aldı.

Fatma inledi. Parmaklarını Mehmet'in saçlarına doladı. Adamın dili meme ucunun etrafında dönüyordu, dişleri hafifçe ısırıyordu. Diğer memeyi eliyle kavradı, sıktı.

"Kuzenim," dedi Mehmet, memeyi bırakıp. "Kuzenimin memeleri."

Fatma, külotunu çıkarmak için doğruldu. Mehmet onu durdurdu. "Sen çıkarma. Ben çıkarayım."

Diz çöktü. Fatma'nın bacaklarını açtı. Geceliği yukarı sıyırdı. Külotu yavaşça aşağı çekti. Fatma'nın kasıkları ortaya çıktığında, Mehmet yüzünü yaklaştırdı. Dudaklarıyla öptü. Dilini içeri kaydırdı.

Fatma, elleriyle yatağa tutundu. Parmakları çarşafları buruşturuyordu. Mehmet'in dili, klitorisinin etrafında dönüyor, sonra içeri giriyordu. Yavaş, ritmik hareketler. Fatma'nın kalçası, Mehmet'in ağzına doğru itiliyordu.

"Dur," dedi Fatma. "Sırt üstü yat."

Mehmet doğruldu, pantolonunu çıkardı. Çıplak halde yatağa uzandı. Fatma, geceliğini tamamen çıkardı. Çıplak bedeniyle Mehmet'in üstüne oturdu. Sikinin üzerine yerleşti. Kayganlaşmış kasıkları, kafasına sürtündü.

Mehmet ellerini Fatma'nın kalçalarına koydu. "İçeri al."

Fatma, sikini kavradı. Kasıklarına yasladı. Ucunu kasıklarının arasına yerleştirdi. Yavaşça oturdu. İçeri girerken ikisi de inledi. Mehmet'in eli kalçalarını sıktı, parmakları etine battı.

Fatma hareket etmeye başladı. Önce yavaş, sonra hızlandı. Mehmet'in göğsüne ellerini dayadı. Kalçasını yukarı aşağı hareket ettiriyordu. Mehmet'in sik her seferinde tam içine giriyordu.

"Kuzenimin içindesin," dedi Mehmet. Sesli konuşuyordu. "Kuzenin seni beceriyor."

Fatma, hızını artırdı. Mehmet, ellerini göğüslerine götürdü, memeleri sıktı. Parmakları meme uçlarını çekiştiriyordu.

"Arkaya dön," dedi Mehmet.

Fatma, sikten kalktı. Dört el üzerinde pozisyon aldı. Mehmet arkasına geçti. Sikini tekrar içine itti. Bu sefer daha derin. Fatma, yüzünü yatağa gömdü, çığlığını bastırdı.

Mehmet, kalçasını tutuyordu. Hızla girip çıkıyordu. Her itişte, Fatma'nın kalçası sarsılıyordu. Sesleri odada yankılanıyordu — ıslak, et çarpma sesleri.

"Şimdi," dedi Mehmet. "Arkana gireceğim."

Fatma durdu. "Orası..."

"İlk kez mi?"

"Evet."

Mehmet, sikini kasıklarından çekti. Kafasını Fatma'nın anüsüne yasladı. Yavaşça bastırdı. Fatma, dişlerini sıktı. Bir an acı geçti, sonra yerini doluluk hissi aldı.

Mehmet, yavaşça içeri girdi. Bir santim, durdu. Bir santim daha. Fatma'nın nefesi kesik kesik çıkıyordu. Parmakları çarşafları yırtarcasına tutuyordu.

"Tamam mı?" diye sordu Mehmet.

"Evet." Fatma'nın sesi titrek. "Hareket et."

Mehmet, yavaşça geri çekildi. Sonra tekrar içeri itti. Ritmik hareketlere başladı. Fatma, bir elini kasıklarına götürdü. Klitorisini ovuşturmaya başladı. Mehmet'in sikinin anüsüne girip çıkması, parmaklarının klitorisindeki hareketiyle birleşince, vücudu titremeye başladı.

Mehmet, hızını artırdı. Kalçaları Fatma'nın kalçalarına çarpıyordu. Sesleri daha da yükseldi. "Boşalacağım," dedi.

"İçime," dedi Fatma. "İçime boşal."

Mehmet, son birkaç itişle, içine boşaldı. Fatma, aynı anda orgazm oldu. Vücudu kasıldı, sırtı kavis aldı. Mehmet, üstüne çöktü. İkisi de nefes nefese, ter içinde yattılar.

Mehmet, sikini yavaşça çıkardı. Fatma, yatağa uzandı. Mehmet yanına geçti. Bir süre sessizce nefes aldılar.

"Bir hafta burada kalacaksın," dedi Fatma.

Mehmet, gülümsedi. "Belki daha uzun."